Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
İMANIN HAKİKATİ w Sübhan olan Allah’ın yüce adı ile. Cenâb-ı Hakk - celle ve alâ - Hazretleri Allah'a karşı dünya hayatının cazibesi sizi aldatmasın,1 âyet-i celîlesiy- le, kullarına mel’ûn şeytanın aldatma ve kandırmasından korunmasını emretmiş olduğu halde, nefsânî ve dünyevî arzularına uyarak bu âyetin açık mânâsını görmezlikten ve bilmezlikten gelip batıl ve mesnedsiz fikir ve iddiaları nı hak ve hakikat gibi göstermek isteyen şeytan tipli in sanların bulunacağı bir vakıadır. Bu cümleden olarak rahatsız olan ihvanımızdan biri nin evine hatırını sormak için gelen bir başkası kendisine sağlığını tekrar kazanabilmesi için akşamları bir kadeh rakı içmesini tavsiye etmiş ve inanan bir kimsenin imanı na hiçbir günahın zarar vermeyeceği iddiasını ileri sürmüş olduğunu duydum. Hakk ile bâtılı, doğru ile yanlışı birbi rinden ay irde demeyen âciz ve zavallı kimselerin imanla rını bozabilir endişesiyle çok üzüldüm. Bu yüzden «İman» kelimesinin mânâsını açıklama mecburiyyetini hissettim. Şöyle ki, «îmanın en doğru ve kâmil olanı, Cenâb-ı Hakk’- ın bir ve benzersiz olduğuna, melâike-i kiramın varlığına, semâvî kitapların Allah tarafından gönderildiğine bütün peygamberlerin hakk ve doğru sözlü olduğuna, bu dün yadan sonra gelecek âhiretin kesin bir gerçek olduğuna, kişilerin başlarına gelen takdir ile ilgili hâdiselerin Allah^ dan geldiğine kesin olarak inanmaktan ibarettir. Bunun aksi bir inanca sahip olan kişi gerçek bir mümin olamaz. Meselâ âyet-i kerimenin ifade ettiği mânânın aksine, Hz. Peygamber’in özü, sözü doğru peygamber olmadığına inan mak hiç bir şekilde tevili mümkün olmayan açık bir küfür ve inkârdır. Bu giriş mahiyetindeki bilgileri açıkladıktan sonra asıl maksadımızı ifade edelim. Şöyle ki, müriıinle- rin imanına hiç bir günahın zarar vermeyeceğini re d ede rek bu inanç ve fikrimizin doğruluğunu isbat etmek için diyebiliriz ki, evvelâ Cenâb-ı Hakk - celle ve alâ - Hazret- i E 355

