Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
. MÜRŞİD VE RÂBITANIN LÜZÛMU Cenâb-ı Hakk Tebâreke ve Teâlâ buyuruyor: —■ Muhakkak ki nefs dâima kötülüğü emreder.1 Kulların bilgisizlik Ve cehalet felâketinden kurtulma ları, İlâhî ilim ve ma’rifetle kendilerini süslüyebilme- leri için sadece kitap okumanın kâfi gelmeyeceği, mut laka bildiklerini kemâl derecesinde yaşayalı kâmil ve terbiyeci bir mürşidin huzurunda diz çöküp onun ter biyesi altında yetişmek zarureti açık bir gerçektir. Kö tülüğü, emredici, şerre sürükleyici nefsin duygu ve teihâ- yüllerinden, sıyrılıp, ma’nevî yüceliklerle donanma ve İlâ hî tecellîlerle hem-hâl olma gibi yüce bir gâye sadece Al lah’ı zikretmekle elde edilemeyeceğinden bu konuda da bir yol göstericiye ve uyamk bir gönül sahibi mürşide kalbi bağlamak ve bu duygu ile hareket etmek gerekir. İlâhî ma rifetlerin nurlarını sâliklerin kalbine tevdi etmek, sırlı ha- kîkatları gerçeğe tâbî olanların gönüllerine boşaltmak, kalbi rabıta ve mâ’nevî irtibâtın gücüne bağlıdır. Tarikatta ve ma’nevî terakkide feyz almak isteyen bir sâlikin mürşidinin râbıtâsına olan itimadı, ilim öğrenmek isteyen bir öğrencinin, hocasının şifâhî ifâdelerine olan bağlılığından üstün olmalıdır. Bu kadar ehemmiyetli olan râbıtaya sıkı sıkıya sarıldıktan sonra, sâlikin kalbinde Al lah Teâlâ’ya zikretme ve bu zikirle ürperme kendiliğin den; zorlanmaksızın meydana gelir. Hâlık-ı Zü'l-celâl ile mahlûk olan kulu arasında yakınlık ve sevgi ortaya çıkar. Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) Allah’ı oldukça çok anan ' kişiyi Allah sever, diğer bir hadîsinde de; Allah - celle ve âla-’ya duyulan sevginin alâmeti, onu zikretmeyi sevmek tir. buyurmuşlardır. ■ Yukarıdaki açıklamalardan açıkça anlaşıldığı gibi, . nefs-i emmârenin kötülük ve şerrinden canını kurtarmak, Rahmân ve Rahîm olan Cenâb-ı Hakk’ın İlâhî yardım ve lütfuna nâil olmak isteyen bir insan, yüce bir tarikata gi rip, hakikat yoluna sülük ederek geleceğini güven altına almada acele davranmalıdır. Allah Teâlâ sizi ve bizi buna muvaffak kılsın, âmîn! i F 1. Yusuf, 53. & 219

