Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
139 da ilâve edelim ki, konuşma esnasında cürüm ve hatâla rını itiraf ile beraber azarlama infialinden kurtarmak için Allah ğafûrdur diyen birtakım laubaliler muhakkak bil sinler ki, kendilerini aldatmış olurlar. Zira âyet-i kerimede Şüphesiz ben, tevbe edeni bağışlarım,2 buyrulmuştur. Yasak ve günahlarda ısrar edenler hakkında böyle bir müjde sâdır olması şöyle dursun, aksine Kur’an-ı Celîl hükmüyle: — Ey benim kullarım! Şeytan sizi benim afv ve mağ firetimden iğfal etmesin,3 buyurmuşlardır. îmam Gaz- zâlî - aleyhirahmetü’l-Bârî - Hazretleri’nin bu makamda serdetmiş olduğu yüce hikmeti ve büyük hakikati sırası gelmişken arzedeyim. Şöyle ki: Hak Teâlâ Hazretleri’nin esmâ ve sıfatlarına itikâd et mek her mü’min için farz-ı ayndır. Fakat birini diğerinden ayırmamak da şarttır. Mesela «Gaffar» bağışlayıcı, ism-i şerifine güvenerek amel ve ibâdet mecbûriyyetini lüzum suz görenler, «Rezzâk» «rızık verici» ismine güvenerek de dünyevî maişetlerini te’mîn hususunda çalışıp gayret gös termeyi zâid görmeleri gerekir. Birine itikad edip diğeri ne itimât etmemek mantık ve hikmet cihetinden saygıya lâyık olamaz. Şeriat ve akıl bakımından da sahih bir iti kada yaklaşamaz. Cenâb-ı Vacibü’l-vücûd cümlemize tam bir akıl ihsan buyursun. Vukuu muhakkak olan âhiret yol culuğunu unutmak isteyenlerden ve geri kalan bir saati bile meçhul olan dünya hayâtını sevgili kabul eden, çocu ğumsu güruhtan eylemesin, âmîn. 1. el-Hadid, 4. 2. Tâhâ, 82. 3. Lokman, 33; Fâtır, 5.

