Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
•86« C/fiâneniO/oicaiı^im^scutaa eden. Mevlamız, bizden bu ahlâkı ister. Ariflerin, velile rin tek işareti sehâ, cömertlik, infak ve isâr'dır . Kenan Rifai "Aşkın zekatı vermektir." der. İbrahim (a.s), ken disine misafir olmak isteyen bir gayrimüslime: "Müslü man ol öyle gel." deyince, Rabbımız (c.c): "Ey İbrahim! Biz bu kafire elli yıldır rızık veriyoruz, ne olur sen de bir lokma yedirseydin?" nidasında bulunur. İbrahim (a.s), gayrimüslimden özür dileyerek İlâhi nidayı haber verir. O da: "Bir Rabb, düşmanı için dostunu azarlıyor." der ve iman eder. "Ahlakm zirvesi; vermeyene vermek, gelmeyene git mek, zulmedenleri bağışlayıp, kötülük edenlere iyilik yapmaktır." buyurur güzeller güzeli Peygamberimiz (s.a.v). / / Evvel gelmeyene gider Zulmedenleri affeder Vermeyene verir mutlûbu dîdâr Kötülüğe iyilik gerek Kendisi için arzu ettiği hayrı, bir başkası için de arzu etme ahlakını, imandan mahrum olanlar anlamaz. "Ben yemeyim sen ye, ben kötüyüm sen iyi." ahla kıyla yetiştirilen toplum, liderlik sevdasına, makam, mansıb arzusuna, dünya menfaatine aldanmıyordu. Şimdi öyle mi? Sadece kendi topluluğunu haklı görüp, diğerlerini tahkir eden insanlarımız, ne nisbette muvaf fak olur? Köpek leşinin yarımdan geçen Nebi (a.s)'nin tabileri, "Ne de fena kokuyor." diye burunlarım çevirir ken (tıkarken), Nebi'nin, "Ne de beyaz dişleri var." sö zündeki manayı anlayanlar, verilen hizmetlerin değeri ni takdir eden düşmarun istifâde edeceği ihtilafı terke- der. Said Nursî (k.s): "Kendi cemaatinizi haklı görme-

