Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
&f(ıîfiiie&ty>&x£&ıgiu& ¡SsafAMe •117» oturur ve çocuklarının terbiyesi ile uğraşırsa, o ana be nimle cennette beraberdir." Hadis-i Şeriflerinde ifade buyurdukları şekilde yetiştirmeye memurdurlar. İnsan, kendi kâbiliyetlerini, kendi kendine geliştir me yeteneğine sahip değildir. Yetiştirilmesi için eğitime muhtaçtır. Hayvan ise kendine has faaliyetlerini yap mak için doğuştan yeteneklidir. Onun bir önceki neslin den alacağı bir kültür hâzinesi olmadığı gibi kendinden sonrakine bırakacağı bir şeyi de yoktur. Kainatta her varlık kendi özünün doğrultusunda harekette bulunur. Ürünle tabiat arasında bir bağlantı vardır. Elma ağacın dan armut meyvesi almamız imkansızdır. Bütün geze genler, kainattaki yerlerini, kendi niteliklerine göre al mışlardır. Görevlerini de bu özelliklerine göre yerine getirirler. Yıldızdan güneşin görevini, güneşten de yıl dızın görevini bekleyemeyiz. İnsanın özünde ise kulluk vardır. Mevlânâ Celâleddin (k.s)'in: "İnsan ile hayvan ara sındaki fark, edeptir." diye yasfettiği edeb teriminin, lü gatte, iyi terbiye, nâziklik, usluluk, zariflik, karşısında ki insana lutufla, en güzel şekilde muamele etmek gibi anlamları vardır. Ebu Said Hâdimî (r.a): "Edep; akim dıştan görünü şüdür." buyurmuştur. Seyyid Şerif (r.a)'in Tarifat'mda: "Edep, kendisiyle fenalıklardan korunulan şeyi bilmektir." der. Muhammed b. Tayyip el-Fâsî: "Sahip olan kişiyi kü çük düşürücü durumlardan koruyan meleke." diye ta rif eder edebi. Avârif adlı eserde de belirtildiği üzere ilim, edep ile anlaşılır. Amel ilimle salah bulur. Amel ile matlûba nail olur. Edep, hayır ve faziletlerin hepsidir. En küçüğüne varıncaya kadar bütün ahlâk kaidelerine riayet, terbiye, gaye, değer vasıflarma da edep adı verilir.

