Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
114 Kemâle Dâir Sohbetler Bir defasında HacerüT-Esved'in karşısında zâlim lerden birine dua eden kimseye rastladık. Dua etme se bebini şöyle açıklıyordu: "Evladım! Dört milyon param vardı. Bankaya koydum sekiz milyon oldu." Bu düşün ceyle hacc edenle, haccın manasını düşünen arasındaki fark elbette ölçülemez. Bu hâdise bize, Mevlâna (k.s.)'run hacca giden adama: "Nereye gidiyorsun?" sorusuna: "Kâbe'ye." diyen yolcuya: "Be hey adam! Senin merke binin yönü Türkistan'a gidiyor." cevabını hatırlatıyor. Arifler sultânı Mevlâna (k.s.) Mesnevî'sinde: "Mescid mecaz, ehl-i dil olanların kalbi ise hakikattir. Serverân-ı İlâhî'nin kalbinden başka hakiki mescid yoktur." buyur maktadır. Marifet ehlinin ziyareti hakkında şöyle anlatılır: Rivayet olunur ki, velilerden bir arif, hacca gitmek istedi. Bu velî kulun bir de oğlu vardı. Oğlu babasına: "Nereye gidiyorsun babacığım?" dedi. Babası, "Beytullah'a gittiğini söyledi." Çocuk, "Beyt'ullah-ı gören muhakkak ki Allah Teâla'yı görür zannetti." ve babasına dedi ki: "Ne olur babacığım, beni de götür." Babası cevaben: "Oraya henüz gidemezsin" dedi. Bunun üzerine çocuk ağlamaya başladı. Çocuğunun ağlamasına tahammül edemeyen baba onu alıp götürdü. Ne zamanki Mikat'e vardılari; ihrama girdiler, telbiye ge tirerek Harem-i Şerif'e dahil oldular, Beytullah görünür görünmez çocuk ölü olarak yere düştü. Babası dehşetle: "Oğlum, ciğerparem nerededir?" dedi. Beytullah'ın bir za viyesinden şöyle nida olundu: "Sen Beytullah'ı istedin ve buldun, o ise Allah'ı istedi ve buldu." Çocuk onların arasından alındı. Yine başka bir ses de şöyle seslendi:

