Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
30 Kemâle Dâir Sohbetler ler sultanı, güzellikler ummanı Sami Efendimiz (k.s.)'i zi yaretimizden daha önce bahsetmiştik: Sultanımız (k.s.)'ın torunlarının düğün merasimine iştirak etmiştik. Akşam yemeğini müteakip sohbet olacaktı. Hacı Haşan Efendimiz (k.s.) ve biz Erenköy'de Müderris Abdullah Develioğlu'nun hanelerinde idik. İkindi sonu kitap mütalea edilirken, Üsta dımız (k.s.): "Gönlüm sıkılıyor, devlethaneye gidelim." bu yurdu. Meğer Sami Efendimiz (k.s.) bahçelerinde sohbete başlamışlar. Biz de iştirak ettik. İkramlarla ayağa kalkarak Üstadımızı yanlarına aldılar. Mükerrem insanın beş özel liğinden bahsettiler. Kardeşlik konusunu anlatırken, he sap gününde bir haseneye muhtaç birinin ana-babasından medet beklemesinden, onların da, kendilerinin haseneye muhtaç olduklarını ileri sürerek onu çaresiz bırakmaların dan bahsetmişlerdi. Çaresizlik bağrında çırpınan bu zâta Rabbımızın: "Senin Allah için bir dostun da mı yok? nida sını Efendimiz bizlere haber verdiğinde, Tüyleri ürperten gönüllerin coşkusu, bizleri sanki cennet bahçelerinin saa det iklimine taşımıştı. Sami Sultanımız (k.s.)Tn mübarek sesleri ağlamaklı olmuş, cemaat hepbirden ayağa kalkmış, ağıtlar, gözyaşları, feryatlar ortalığı doldurmuştu. Mânâ aleminin saadet ve huzur bulutlarını gönüller taşıyamaz olmuş, göz yaşları, pınarlardan fışkıran rahmet deryasına dönmüştü. Üstadımız bahçe duvarına kapanmış, sesli bir şekilde ağlıyordu. Herkes kendi gönül aleminde tefekkür yolculu ğuna dalmıştı. Akşam namazı için bir kısmımızın camiye gitmesi buy ruldu. Namazdan sonra sohbet hanelerinde devam etti. Bahçenin her tarafı cemaatle doluydu. Yemekte her yerden dua sesleri geliyor, hafızlar Kur'an okuyordu. Yaşlı başlı insanlar, bembeyaz sakallı hâlleriyle ellerinde tabaklar, ekmek ve çantalarla hizmet ediyorlardı. Bu dâvete hemen hemen her vilâyetten güzide insanlar gelmişti. İmam Hatip Okulu 5. sınıf talebesiydim. Alim, Bekir Hafız Efendi gibi

