Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ahlâk Üstadı der ki: "Bak yavrum! Sana adını sormuş, sen babarun adım da eklemişsin. Demek ki konuştursa, çok kelam edecek mişsin." buyurur. Süfyân-ı Sevrî (k.s), mescide girerken, bir defasında, sol ayağıyla girince: "Ya Sevr! Niçin sağ ayağınla girmezsin?" ikazını duyunca baygın düşer. Ayılınca yüzüne birkaç tokat vurup, "Bir sünneti terk ettin, admı Sevr (sığır) koydular. Da ha fazla edepsizlik edersen acaba ne derler?" diye hayıflan- mıştır. Hacı Haşan Efendimiz (k.s.) Üstadımız Hacı Haşan Efendi (k.s.)'nin, Kalender Ca- mii'nin inşasında tozlu topraklı da olsa mescide ayakkabıla rıyla girmeyişleri, unutamayacağımız hatıralardandır. Son rahatsızlıklarında ayakkabılarını sağdan giyişleri, sol taraftan giydirmek isteyenlere: "Bunca yıldır riayet ettiğimiz sünneti seniyyeyi şimdi mi terk ettireceksiniz?" sözü hiç unutulur mu? Ayağa kalkmaya takatleri olmadığı halde bile, ellerini yıkamadan sofraya oturmazlardı. Gömlek, ceket ve pardesü- lerinin ilikleri sağda olur, bazı haller dışında, bütün işlerinde hep sağı takip ederlerdi. Bağımızda ücretle çalışan işçiler bizi görerek utanıp yorulmasınlar diye, gidiş geliş yolunu bile de ğiştirirlerdi. İsim ve lakaplardan, incitecek ifadeler kullan mazlardı. Tahtacı isminde bir PTT memuruna, rencide olma sın diye ağaçcı derlerdi. Deli doktor diye maruf bir zâta O: "Kafasmdan rahatsız doktor." derdi. Mahallemizde münasip lakapla ifade edilmeyen bir kişiye, "Ahmet amca" derlerdi. Birgün alaylı sözlerle rahatsız ettiklerinde bu zatı, "Yahu her kesin saygı duyduğu Hacı Haşan Efendi bile bana Ahmet amca diyor da size ne oluyor..." diye serzenişte bulunmuştur. Kimsenin yüzüne hatasını vurmaz, eksiğini bile bir vesile ile 115

