Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
USÛL ve onların da Allah'ı sevecekleri bir kavim getirir."16 Yukarıdaki her üç ayette de "Muhabbet" kelimesinin, "sevgi" olarak ifade edildiğini görmekteyiz. Mütekellimlerle Arifler arasında, bu kelimenin farklı anlaşılmasma sebep şu görüşlerdir: Mütekellimlere göre "Allah'ı seviyoruz"un anla mı, "O'na itaat ve hizmeti, O'nun bize vereceği lûtufları sevi yoruz." anlamındadır. Arifler ise, Allah Teâlâ'nın zâtı için se vildiği, cennet ümidi ve cehennem korkusuyla sevilmeyece- ği, O'na tazim ve rızanın herşeyin üstünde olduğu görüşün dedirler. Dolayısıyla burada gaye, huzur ve ünsiyet (dostluk) elde etmektir.17 ’ Hz. İsa (a.s), ibadetle yanıp yakılan bir kavme tesadüfle ibadetlerinin sebebini sorar, onlar da, "Allah'm ateşinden korktuğumuz için." dediklerinde İsa (a.s), "Allah, sizi kor ktuğunuzdan emin kılacaktır." buyurur. Bunlardan daha çok taatte bulunan bir gruba, ibadetlerinin sebebini sorduğunda, onların da cevabı "Allah'ın bize vadettiği cennet ve nimet ler." olur. İsa (a.s) bu kavme de, "Allah'ın, size vadettiğini vermesi üzerine haktır." buyurur. Daha sonra ibadet eden bir topluluğa niçin ibadet ettiklerini sorunca, onlar da ,"Biz Al lah'ı sevenleriz. Ona ne ateşinden korktuğumuz, ne de cennet ve nimetlerine hasret çektiğimiz için ibadet ediyoruz. Sadece kendisini sevdiğimiz için ibadet ediyoruz." dediklerinde, İsa (a.s), "Gerçek Allah (c.c) dostları sîzlersiniz; sizin aranızda bulunmam bana emrolundu." buyurur.18 O'ndan O'nu İstemek Rabiatü'l- Adeviye (k.s)'nin yanında cennetten bahsedilin ce, "Önce ev sahibini sonra evini düşünün." der. Sırattan ge çerken, "Tez geç ya mü'min, senin nurun benim narımı sön dürecek."^ diyen cehennem, nimetlerine iltifat etmeyip Ce- 61

