Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
KOKUŞMALAR bir, Müslümanlara hatırlatılarak devamlı zikredilmektedir. Çünkü yukarıda ifade ettiğimiz hadisi şerifte de buyrulduğu üzere, mesele, imân ile alâkalı bir durumdur. Yine Rasûlu Ek rem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: "İnsanlara şük retmeyen Allah'a da şükretmez." buyuruyor. Bu, anlayanlar için, ibret alanlar ve tefekkür edenler için oldukça önemli bir ikâzdır. Sabır kavramına da bu vesileyle kısaca bir temâs edelim. Sabır, Kur'ân-ı Kerim'de değişik şekillerde târif edilir. Umu mî tariflerde: "Allah'tan gelen musibetlere karşı sabır", "İbâ dete sabır", "İsyan işlememeye sabır." Bir de "sabrı cemil" vardır ki, musibeti, Hakk'tan geldi diye bir nimet olarak, bir hediye olarak telakki etmektir. İnsanlarımız sabretmeyi sade ce tek yönlü, tek taraflı olarak yorumlamaktadırlar. Sabır, yalnızca yüzün bir tarafına vurulduğu zaman öbür tarafı dönme anlamında değildir. Sabır aynı zamanda "sebat" mâ nâsına gelir. Rabbımız Teâlâ Hazretleri; "Ey mü'minler sab rediniz ve sabır yarışına giriniz." buyurmaktadır. Buradaki sabır yarışına girin, "sebat edin" anlamına gelmektedir. Yani konuyu tek boyutlu olarak mütalaa etmemek gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca şükür meselesiyle ilgili olarak Rasûlullah -aleyhis- selam- Efendimiz'den bir örnek vermeyi isabetli görmekte yim: Ebu Eyyüb el-Ensâri Hazretleri (r.a.)'nin bir yemek dave tinde, Efendimiz -aleyhisselam- ağlamışlardır. Sofrada bulu nan eti işâret ederek, "Kızım Fâtıma (radıyallahu anha) tam altı aydır bundan yememiştir." buyurarak, Fatıma validemi ze de o etten götürülmeyene kadar ete elini sürmemişlerdir. Yani Efendimiz -aleyhisselâm- fakiri, yoksulu gözetmeden, onlara ikram etmeden hiçbir zaman rahat etmemişlerdir. Bir 295

