Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K t M A I. Â T cevap ne kadar manidardır: "Şükür Allah'ın nimetleriyle O'na isyan etmemektir." Cenâb-ı Hakk, Kur'ân-ı Kerim'de: "Eğer şükrederseniz ni metimi arttırırım. Şükretmezseniz de azabım şiddetlidir." mealinde ki ayet-i celile-î cemilesi, şükür ile alakalı en belir gin emirdir. Böylelikle mü'min, her dâim şükreder. O'nun di li, bedeni, kalbi devamlı Cenâb-ı Mevlâ'ya şükrederek, yara tılış gâyesini yerine getirir. Tabi ki, şükür denildiği zaman, sadece Allah (c.c.)Tn ver diği maddî nimetlere karşı şükür anlaşılmamalıdır. Müslü man, herşeye -ayrım gözetmeksizin- şükreder; yani İslâm'a şükür, imân'a şükür, Kur'an'a şükür en mükemmel şükür ör neğidir. Burada yalnız maddî olanlara yönelik değil, aynı za manda mânevî değerlere karşı da şükür etmemiz gerektiğin den söz ediyorum. İşte mânevî olan değerlere de şükretme miz, bu nimetlerin ziyadeleşmesine vesiledir. Kur'ân-ı Kerim'de şükür ve sabır kavramlarının devam lı zikredildiği müşâhade edilir. Bunun özel bir anlamı var mıdır? Efendimiz -sallallahü aleyhi ve sellem: "İmân iki yarım dan müteşekkil bir bütündür. Bir yarısı şükür, bir yarısı sa bırdır." buyuruyor. Yine bir hadis-i şerifinde; "Mü'minin işi ne taaccüb ederim. Başına bir musibet gelirse sabreder. Bu onun için nimet olur. Bir nimete kavuştuğu zaman da şükre der. Bu da onun için ecir olur, mükâfat olur."buyuruyor. Dik kat edilirse Arapça'da "taaccüb", imrenme mânâsma gelir. Yani Efendimiz -aleyhisselâm: "Mü'minin işine imrenirim." demek istiyor. Bu da hakîkaten mü'min için büyük bir iltifat tır. Kur'ân-ı Kerim'de, sizin de belirttiğiniz gibi şükür ve sa- 294

