Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K E M A l A T kaybolma hâdiseniz olmuş. Onu da okurlarımıza anlatır mısınız? Eskiden Mina mevkiinde gidişler, gelişler bugünkü gibi değildi. Aynı yoldan hem gidiş hem geliş sağlanıyordu. Şim di gidişler ve gelişler ayrılmış durumda. Tabiî yine çok yo ğun bir izdiham var; hele ki o devir. Biz çadırdan ayrıldık.Ya- nımda yeğenim Sami (o zamanlar 10 yaşlarındaydı) ve bir de kayınvalidem var. Üçümüz çıktık ama çıkınca birden kaybol duk. İnsanlar karşıdan geliyor, o onu yıkıyor sen ona çarpı yorsun, yer dar, millet sığmıyor, biz karıştırdık çadırı, bula mıyoruz. Fakat bu arada kaybolduğumuz Üstadımız tarafın dan keşfedilmiş, o da dûa ediyormuş: "Ya Rabbi! Yavruları mı Sen kurtar, Sen muhafaza et cümleyle beraber." şeklinde. Sonra oradaki görevliler kaybolduğumuzu anladılar ve bizi asker çadırının içerisine alıp çay ikram ettiler. Yoğun gayret ler sonucu çadırı bulduk. Tam Efendimiz namaz kılarken ça dırdan içeri giriyoruz, kendileri hem namaz kılıyorlar, hem de gözünün ucuyla bize bakıyorlardı. Üstazımız, bu durumu, çok lâtif bir şekilde anlatırlardı. Daha sonradan öğrendim. Hacı Haşan Efendimiz dedi ki; o asker olarak gördüğünüz, belki Abdülkadir Geylâni olabilirdi. "Ben hep onları gönder dim sizi bulmaları için." dedi. Hakikaten bulunmamız çok olağanüstü bir hâdiseydi. Çünkü târif edemeyeceğim bir iz diham söz konusuydu. Sonraları çevresindekilere: "Çocukla rım bulundu bir kurban keseceğim." diyorlarmış. Netice-i Kelâm Efendim son olarak şunu sormak istiyorum. Bir Müslümanın hayatında o kutsal beldenin önemi ne olmalı. Son olarak bu sorumuza da cevap verirseniz çok memnun oluruz. 290

