Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K E M A I. Â T şişesini kızdığı adamın kafasına çarptığını, âh memleketin soğuk ayranı dediğini, buna mukabil Fahr-i Kainat (s.a.v.)'ın, "Git memleketine de iç ayranım." deyip kovduğunu, daha bir çok kötü örneklere şahit olunduğunu biliyoruz, Allah korusun. Döndüğünde hacdan, anasından doğduğu gün gibi pâk olan, yüzü nûr-i İlâhî'den ayva gibi sararan, aşkından göz yaşlan inci gibi dökülen nice âşıklar da var hiç şüphesiz. Ölmek için elli dört yıl kalan fakat bir günlük tatil için geldiği memleketinde ruhunu Hakk'a teslim edenler de mevcut. Memleketinde ölüp ruhu Ravza-i Nebî'de olan sâdık kullar olduğu gibi, o güzel beldelerde ölüp Lût gölüne atılan münkir, kâzipler, Hakk'ı yalanlayanların da olduğunu bildirir arifler. Yıllarca orda kalıp memleketinde can veren zâtın ruhu inşaallah o güzel mekanlardadır. İsyandan tam manasıyla dönen, göz yaşları kan olan Yahyahh. Hamza Şahin, Medine'de dostlarına der ki, "Bir araba bana çarpsa, kazayı yapan adamla ikâmet, burada kalmam için bir belge vermesi şartıyla anlaşırım." der. O kardeşimiz, Kâbe ve Ravza-i Mutahhara'ya bu kadar âşıktı. Bu samimi isteği, bir arkadaşı tarafından temin edilip müjde lenmek istendiği anda, Yedi Mescidlerde Allah ve Rasûlü (s.a.v.)'nden aldığı ikâmetle ruhunu Mevlâ'ya teslim ederek Cennetü'l-Bâkî'ye defnolur. Peygamberimiz (s.a.v.), "Benden sonra öyle ümmetlerim olacak ki, Beni görmek için malını- mülkünü, ailesini, çoluğunu-çocuğunu terketmeyi isteyecek ler." buyuruyor. Diyarbakırlı Haşan Efendi'ye Sami Ramazanoğlu (k.s.), "Bundan sonraki hayatınızı Kâbe'de geçirin." buyurur. Emre icâbet eden Haşan Efendi Beytullah'da ibadet ederken 212

