Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
K f M Â I Â T bağrımız ateşliydi. Derundan gelen âh ü vahlar, bizi bu âlem den başka bir âleme götürüyordu. Beraber sözleştik o kutsal diyarlara gitmeye. Pasaport işlemleri yürütülürken, analarımız da heveslendi bu yolculuğa. Hiç cebinde harçlığı olmayan, fakat muhabbet sermayesi pek çok olan ser mayedarlar da hizmet için katıldı bu kervana. Kaynayan suları, Allah (c.c.) ve Rasûlullah (s.a.v.) aşkıyla içenler, gözün den akan yaşlarla yanaklarında izler, yaralar oluşan Rasûlullah sevdalısı, gönül zenginleri de vardı bu yolculukta. Herkeste bir sessizlik... Ama çok büyük bir sevdanın kalplerde mevcut olduğu belliydi bu toplulukta. Daha Kabe'yi görmeden, Ravza-i Pâk-i Nebi'ye girmeden ev sahip leri: "Buyurun, gelin!" diyordu. Davetçiler teyakkuzda, teşrifatçılar bambaşka bir güzellikte, sahib-i hane, güler yüzle, büyük bir ikramdaydı misafirlerine. İbrahim (a.s.)'in yaptığı, Hakk'ın, nurdan kurduğu baba ocağı Kabe, yapısıyla, üzerinde ayetlerle işlemeli örtüsüyle, bütün heybet ve ihtişamiyle, evladını bağrına basan şefkatli bir baba gibi, rahmet ve merhamet kollarını açıp, kucağına alıyordu ziyaretçilerini. Beytullah, iftarında, maddi ikramını yaptığı gibi midelere, gönüllere de sağanak sağanak inen feyiz ve bereketini, her an dökülen rahmetini, tecellisini ve nûrunu kalplere yağdırıyordu. Yatak ve istirahatın yerini, gece-gündüz ziyaretler, tavaflar, teşbih ve tehliller alıyor, gönüller İlâhî aşk, şevk ve muhabbetle duruluyordu. Kefen bezini hatırla tan bembeyaz ihramla Mikattan Kabe'ye dönüp, her şavtında, dönüşünde tarifi mümkün olmayan âlemlere götüren tavaf, makam-ı İbrahim'de kılınan namaz; yıkıyor, arıtıyordu iç âlemini. İçilen Zemzem suyu ile kuvvetlenen ruh, hata ve isyanların dökülmesiyle bedenleri de hafifleterek uçuyordu adeta Safa, Merve'de. Tıraş olup ihramdan çıkıldığında:"Ya Rab! Günahlarımızdan da çıkar bizi." deyip, 206

