Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
usûl. cüz kıldı: Evvelkisinden gökleri halk etti/ İkincisinden yerleri halk etti, üçüncüsünden cennet ve cehennemi halk etti, dör düncü cüzünü yine taksim edip dört cüz kıldı: Evvelkisinden mü'minlerin gözlerinin nurunu halk etti, İkincisinden kalple rin nurunu halk etti ki o marifetullahtır, üçüncüsünden dille rin nurunu halk etti ki o dahi tevhid olup, "Lâilâhe illallah Muhammedün Rasûlullah." demektir. İbn-i Merzuk (r.a.)'un naklinde Hz. Hüseyin (r.a.), Fahr-i Âlem Hazretleri (s.a.v)'nden şöyle rivayet etmiştir: "Âdem (a.s.)'in halkından (yaratılmasından) on dört bin yıl evvel Rabbimin karşısında bir nur idim." Haberde varid oldu ki, Allah Tebâreke ve Teâlâ, Hz. Âdem (a.s.)'i halk ettiği zaman o nûr-u Muhammedi (s.a.v.)'yi Hz. Âdem (a.s.)'in zahirine koydu, şöyle ki alnında zahir olup geri kalanın nuruna galip oldu.3 Bu sebeble Mevlânâ (k.s.): "Hülâsa benim zâtım, bütün isimlerin mazharıdır. Hakikatte bakarsan; belki İsm-i Aza mim!" Fahruddîn-i Irâkî: "Görünüşte ben Hz. Âdem'in oğlu isem de; ben de böyle bir mânâ vardır ki; onun babası olduğumun şahididir." İbn'ü'l-Emin Mahmud Kemâl: Ey nuhbe-i mahlûk-ı ahad gelmedi mislin. Vallahi ve billahi vâhid-i dû cihansın. "Ey Allah Teâlâ'nın mahlukatmın en seçkini! Senin bir benzerin gelmemiştir. Vallahi ve billahi sen iki cihanda da bi riciksin." buyurmuşlardır. Yine Mevlânâ (k.s): "Gökler kadar geniş bir ağız isterim ki O, meleklerin bile kıskandıkları güzeli öveyim." der. 23

