Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
A H L A K Ömer b. Abdül-Aziz (r.h.a): Eğer dünya kedersiz olsaydı cennet olurdu ve biz dünyadan göçmeyi arzu etmezdik. "Sabrettiğiniz şeylere mukabil selam sizlere." âyet-i çelile si sabredenleri tebşir eder. Rabbimiz (c.c): "Yâ Dâvûd! Sıkın tıya sabret ki, Allah'ın yardımı sana gelsin." Allah Teâlâ Üze- yir (a.s)'e: "Yâ Üzeyr! Sana bir belâ geldiğinde şikayet etme. Senin çirkin bir hâline Ben seni meleklerime şikayet etmiyor sam; sen de Beni kullarıma şikayet etme. Ben sana nasıl mu amele ediyorsam sen de öyle muamele et." İbn-i Mesud (r.a): "Benim semadan yere düşmem, Al lah'ın verdiği bir musibet hakkında 'keşke bu iş olmasaydı' dememden hayırlıdır." Hz. Ali (r.a): "Musibet anında elleri dizlere vurup rıza göstermemek, o musibet mukabilinde alınacak ecrin kaybına sebeb olur." Hz. Haşan (r.a)'a Efendimiz (s.a.v): "Oğulcuğum! Kanaat ten ayrılma, insanların en zengini olursun. Farzları edâ et, in sanların en âbidi olursun. Oğulcuğum! Cennette bir ağaç var ki, ismi "şeceretü'l-belva"dır. Kıyamet gününde ehl-i belva (belâlara sabredenler) getirilir. Onlar için, ne divan kurulur, ne mizan dikilir. Mükafat, onların üzerine yağmur gibi yağ dırılır. Sonra Rasûlullah (s.a.v): "Ancak sabredenlerin ecirleri noksansız ve hesapsız olarak verilir." âyet-i celîlesini okudu. îsa (a.s): "Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize eremezsiniz." Büyüklerden bir zât: Zalimin zulmüne rıza sa bır değildir; Hakkı göstererek zulmü def etmelidir. Bu uğur da Ölenler şehitdir, demiştir. Kendi gayretlerimizle erişemediğimiz makama ancak mu sibetle erişiriz. Ebû Süleyman Dârânî anlatıyor: Yırtıcı hayva nın karnını deştiği bir adama Mûsâ (a.s) rastlar. Yâ Rab! Bu kişi muti idi, neden böyle ettin? deyince Rabbimiz: O kul ben- 137

