Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
60 İrfânı Ahmed Avnî Konuk şöyle târif eder: “Kesr-i amel, kasr-ı emel.” Ameli çoğaltmak, istekleri azaltmak. Hiç bir şey bedelsiz değildir. İrfânın bedeli, amel, ihlâs ve takvâdır. “Allah ancak takvâ sâhiplerinden kabûl eder.”13 Cennete giriş bile İlâhî rızâ, hâlis tâatledir. “İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mîrasçı kılındığınız cennetdir.”14 Hadîs-i şerîfde “Amelsiz cennet istemek günahlardan bir günahtır.” buyurulmuştur. Mârifet, Allâh’ın sıfatları ve isimleriyle ilgili doğrudan herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan elde edilir. İrfâna, Hakk Teâlâ’dan ihsân olunan vehbî ilme yükle- nen mânâlar bitmez. Bir kuyuya doldurulan su ile, kayna- ğından çıkan suyun, tad, renk ve koku olarak bir olmadığı gibi. Beyne yüklenen ilimle kalbe verilen ilim de aynıdır. Kozan ilçesinde vâizlik yaparken üstâzımıza, “Bir başkasın- da görülmeyen bu ilmin kaynağı nedir?” diyenlere verdiği cevaptır irfan. “Biz fişimizi Sevgili Peygamberimiz’in (sav) pirizine takıyoruz.” İrfan, Allah Teâlâ’nın bahr-i ummânıdır, kudret deni- zidir. Ne mürekkebi biter ne de bir nihâyeti olur. “Bu aşk bir bahr-i ummândır, Buna hadd-i kenâr olmaz. Delîlim sırr-ı Kur’ân’dır. Bunu bilende âr olmaz.” 13 Mâide, 5/27. 14 Zuhruf, 43/72.

