Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
59 Mehmed Âkif: Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır; Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır. Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdân’ın... Ne irfânın kalır te’sîri kat’iyyen, ne vicdânın. Tevhîd îmânın nûru Mü’minlerin hem yâri Verir kalbe sürûru LÂ İLÂHE İLLALLÂH. İrfânını artırır Mahşer günü kurtarır Mîzanda ağır gelir LÂ İLÂHE İLLALLÂH. “Bilmek” ayrı, “tanımak” ayrı şeylerdir. Fakat bilinme- den tanınamaz. Tanınmayan bilinemez. O yüzden ilim ve irfân iç içedir. İlim irfâna götürmedikçe eksik, irfân ilime dayanmadıkça boş kalır. İrfan; amel, tâat, ibâdet, ahlâk, edeb, riyâzet ve mücâ- hedeyle başlar. Hakk Teâlâ’nın lütuf ve ikrâmıdır. İlâhî bir hîbedir, vergidir. İrfânın başlangıcı kesbî, çalışmakladır. Diğer ucu vehbîdir, Allah Teâlâ vergisidir. Rabbimiz (cc): “Uğrumuzda mücâhede edenlere Bize ulaştıran yollarımızı gösteririz.”11 Hadîs-i şerîfde: “Bildiğiyle amel edeni yüce Allah, bil- mediği şeylerin bilgisine vâris kılar.”12 11 Ankebût, 29/69. 12 Aclunî, II, 265.

