Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
58 Mârifet, ârifin kalbinde zâhir olan bir nûrdur. Rabb-i Müteâl’e yöneldiği nisbette kişi nûra mazhar olur. “Gönül mir’ât-ı Rahmândır, sivâ’dan kalbini pâk et.” Mârifet, Allah Teâlâ’nın kullarına Zâtıyla bilinmesidir. Baktığı her yerde esmâda müsemmâyı görmektir irfan. Hz. Ali’ye sormuşlar, Allâh’ı gördün mü diye; Hz. Ali (kv) de cevap vermiş: Görmediğim Allâh’a secde etmem. Nerede gördün demişler. Hz. Ali: Olmadığı yeri gösterin. Niyâzî-i Mısrî: ‘’Ârife eşyâda esmâ görünür Cümle esmâda müsemmâ görünür Bu Niyâzî’den de Mevlâ görünür Âdem isen semme vechullâhı bul.” İlim kesbî iken, mârifet vehbîdir. Mü’min Allâh’ın nûru ile, ârif ise Allah’la bakar. Çünkü mü’min Allâh’ın zikriyle, ârif ise mezkûr, yalnızca Allah ile meşgûldür. Bu sebeble ârif, “Kulum nâfile ibâdetlerle de bana yaklaşmaya devâm eder, tâ ki Ben onu severim. (Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.”10 ‘İhsân ettiğim nurla seyreder’ demektir bir mânâya göre. 10 Buhârî, Rikâk, 38.

