Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
56 Mârifetin artması ise ancak isim ve sıfatlarını tanıma husûsunda olur. Allah sonsuz ve sınırsız olduğu için mâ- rifetullâh’a da bir sınır konulamaz. Ârifler: “Allah Teâlâ’yı Allah Teâlâ ile tanıdık” derler. Ancak Zât’ını tanıttığı kadar tanıdık. Mârifetin aracı ve gerçekleşme alanı kalptir. Kul Allâh’ı bilemez, ancak Allah kendisini kula bildirir ve tanıtır. İlimlerin bir kısmı akla dayalı düşünme ve öğrenme ile elde edilir. Diğer bir kısmı ise kalbe ilkâ edilmek sûretiyle elde edilir. Birincisi insânî ta’lîm, ikincisi Rabbânî tâlimdir. Rabbânî tâlim nefsin yersiz isteklerinden kurtulup, rûhânî melekeleri çalıştırmakla elde edilir. Bâyezid (ks) “Yâ Rabb sana nasıl kavuşurum?” deyince, “nefsini bırak ve gel” buyurur Hallâk-ı Zî-Şân. İrfan bir nurdur. Rabbimiz bu nûra işâret buyurur. “Allâh’ın, kalbini İslâm’a açtığı bir kimse Rabbinden bir nûr üzere değil mi?”4 “Ey îmân edenler! Eğer takvâ üzerinde olursanız O size bir furkân verir.”5 meâlindeki âyetlerde geçen “nûr” ve “furkân” kelimeleri de mârifete işâret etmektedir. Kudsî hadisdeki “Ben bir gizli hazîne idim, tanınma- ya muhabbet ettim ve âlemi tanınmak için yarattım.”6 ifâdesi âlemin yaratılış gâyesinin muhabbet ve mârifetul- lah olduğunu göstermektedir. Bu sebeple bütün varlıkların fıtratında mârifet arzusu vardır. 4 Zümer 39/22. 5 Enfâl, 8/29. 6 Aclûnî, İsmail b. Muhammed, Keşfû’l-Hafa, Beyrut, 1351 – 1352, II, 132.

