Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazîne Nâzın Oluşu / 103 - Bu lisan hangi lisandır, dedi. Yûsuf: -Atalarım İbrahim, İshâk ve Yâkub’un lisânıdır, dedi. Sonra Yûsuf Melik’e Arabî lisanla konuştu. Melik onu da anlamadı: - Bu hangi lisandır, dedi. Yûsuf: -Amcam İsmail’in lisânıdır, dedi. Melik de yetmiş lisanla konuşurdu. Yûsuf’a kendi bildikleri ile mukâbelede bulundu, Yûsuf bütün lisanları na aynı lisanlarla cevap verince Melik şaşırdı. Bu hal, ehl-i keşifle ehl-i hicâbın hallerini ve merte belerini ifâde eder. Hakîkat erleri şeriatın bütün merte belerinden konuşabilirler, tarikat, mârifet ve hakikatin her derecesinden konuşabilirler. Fakat zâhirde kalanlar ancak şerîatin zâhirî mertebesinde konuşmak duru mundadırlar.56 Melik: - Ey sıddîk! Rüyâmın tâbirini bizzat senden işitmek istiyorum, dedi. Rüyâsını tekrar hikâye etti. Yûsuf onu görülmemiş bir şekilde ayrıca tâbir etti ve Melîk’in sor duğu bütün suâllere de cevap verdi. Bu âyette iki işâret vardır: Birincisi: Ruh, beşerî sıfatlar zindanından bütün gücüyle kalbi kurtarıp Allah’a mahsus ve hâlis kılmaya çalışır, bunda muvaffak olursa eşyânın hakikatlerine 56. RûhuTBeyân 2/180

