Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
32 / Hazret-Î Yûsuf Yâkub -aleyhisselâm- oğullarının kardeşleri Yû suf’u sahraya götürmek üzere ısrar etmeleri ve teminât olmak üzere ahd ü yeminde ileri gitmelerine ve Yû suf’un da onlarla berâber gitmek için meyil ettiğini gör mesi üzerine, kazâya rızâ göstererek izin verdi ve Yû suf’un bedeninin bir kapta yıkanmasını emretti. Kap İb rahim -aleyhisselâm-’a kurbanlık koçla berâber Cibril’in getirdiği kap idi. Yâkub ayrıca Yûsuf’un saçlarının ta ranmasını, yine Cibril’in İsmail için cennetten getirdiği sürme ile gözlerinin sürmelenmesini ve güzel koku sü rülmesini emretti. Yine rivâyete göre İbrahim -aleyhisselâm- ateşe atılacağı vakit elbisesini soymuşlardı da Cibril ona cen netten bir libâs getirmişti. İbrahim onu İshâk’a verdi, is- hâk da Yâkub’a, Yâkub da onu bir nüsha hâline getirip Yûsuf’un boynuna asmıştı. Kardeşleri, Yûsuf’u babalarının gözünden koybo- luncaya kadar onu mesrur etmek, Yûsuf’a da ikram ol mak üzere omuzlarına alıp götürdüler. Babalarının gö zünden kayboldukları vakit babalarına verdikleri sözü terk ettiler. Yûsuf’u yere attılar ve dediler ki: - Ey yalancı rüyâ sahibi! Hani nerede sana secde ettiğini gördüğün yıldızlar? Haydi gelip de seni bizim eli mizden kurtarsınlar! Böylece dövmeye ve eziyet etmeye başladılar. Yû suf hangi kardeşine ilticâ etse bir fazla eziyet görüyor, azarlanıyor ve dövülüyordu. Yûsuf daha fazla ağlama ya başladı ve: - Ey babacığım! Sana verdikleri sözü ve senin on-

