Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
106 / Hazret-i Yûsuf Züleyhâ Katfir öldükten sonra her şeyden kesilip Mısır’ın seneler öncesinden kalmış harâbelerinden bir harabede bannırdı. Kocası zamânında topladığı bir çok cevherleri ve ziynetleri vardı. Birden Yûsuf’un haberini yâhut onun ismini işittiği vakit ona olan aşkından dolayı durmadan dağıtırdı. Elinde hiç bir şey kalmayıncaya kadar dağıtmıştı. İnsanların kıtlık günlerinde açlık ve yoksulluğa du çar oldukları zamanlarda bütün mücevherâtını ve mâlik olduğu bütün mallarını sattı, her türlü nimeti zâil oldu, Yûsuf’un şevkinden göz yaşları durmadı, bedeni çöktü, bir ihtiyar kadından farksız oldu. Sonra Yûsuf’un aşkının verdiği cehd ü gayret sâye- sinde yalnızlığın acısıyla bu harâbeyi terk edip Yû suf’un her gün gelip geçtiği yol üzerinde bulunan evler den bir ev edindi. Yûsuf bazı vakitlerde kükremesi iki milden duyulan atına biner, Züleyhâ da onu seyretmek için yola otururdu. Yûsuf geçerken Züleyhâ avazı çıktı ğı kadar feryat eder, Yûsuf seslerin çokluğundan onu duymazlıktan gelirdi. Züleyhâ, o güne kadar dayanmakta olduğu putu nun yanına varıp, yanından hiç ayrılmak istemediği pu tunu ziyâret edip dedi ki: - Yazıklar olsun sana ve sana secde ve kulluk ede ne! Şu ihtiyarlığıma ve âmâ oluşuma, fakirliğime ve kuvvetlerimi zâyî edişime merhamet etmedin! Bugün den İtibaren seni inkâr ediyorum ve Yûsuf’un Rabbine îmân ediyorum! Sabah akşam Allah’ı zikre koyuldu.

