Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazîne Nâzın Oluşu / 107 Yine bir gün Yûsuf, kısrağına binip de kısrağı kiş neyince halk Yûsuf'un gezmeye çıktığını anladılar. Yû suf’un cemâlini ve saltanatını içindeki ihtişâmını gör mek için yollara dizildiler. O sesleri Züleyhâ da işitti. Oturduğu evden çıkıp Yûsuf’un geçeceği yola çıktı ve yüksek sesle: "Tesbîh ederim o kudreti ki sultanları mâsıyetle kö le eyler, köleleri tâat ile sultan eyler!” dedi. Allah teâlâ rüzgâra emredip Züleyhâ’nın bu kelâmı nı Yûsuf’un kulağına eriştirdi. Yûsuf gâyet müteessir olup ağladı. Etrafına nazar edince onu gördü. Hizmetçi sine dedi ki: - Şu kadıncağızın ihtiyacını sor. Hizmetçi gidip ona: - Hâcetin nedir, dedi. Züleyhâ: - Yûsuf’tan başkası derdime derman olamaz, diye cevap verdi. Onu Yûsuf’un kasrına götürdüler. Yûsuf kasrına dönünce, sultanlık libâsını çıkardı, Kıldan yapılmış libâsını giydi, ibadethânesine girip meşgul olmaya başladı. Allah’ı zikre daldı. Meşgûliyetinden sonra o kadını hatırladı, hizmetçi yi gönderdi, onun hâlini sordurdu. Hizmetçi gelip:

