Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
102 / Hazret-i Osman Ebû Zerr ise Vakt-i Seadet’te olmayan bid’atlerden ve yeni çıkan âdetlerden nefret ederek dâima “fukarayı gözetiniz” diye ağniyâya nasîhat eylerdi. Fukara güruhu Ebû Zerr’in sözlerini senet ittihaz ederek ağniyâyı iz'aç eder olduklarından ağniya da onların iz’acâtından şika yet eder oldular. İşte o esnâda İbnü’s-Sevdâ diye ma’ruf olan Abdul lah ibn-i Sebe namında bir münâfık zuhur ile taraf taraf dolaşır ve millet-i İslâmiyye arasında tefrika ihdasına çalışırdı. Aslen Yahudi iken müslüman olarak Basra'da zuhur ile “İsa -aleyhisselâm- dünyaya tekrar gelecek; Muhammed aleyhiselâm niçin gelmesin?” diyerek Ra- sûl-i Ekrem’in dünyâya tekrar geleceğine kail olmuş ve "Ali onun varîsidir. Osman bigayrihakkın hilâfeti aldı” di yerek bir mezheb-i bâtıl icâd etmişti. Ona tâbî olan tâ- ifeye Sebeiyye denildi. İbn-i Sebe'nin sû-i akîdesi anlaşılmakla Basra'dan tardolunmuş, oradan Kûfe’ye gelip efkâr-ı nâsı ifsada sa’y etmekle Kûfe’den de tardolunmakla Şam’a gelmiş ti. Şam’da Ebû Zerr ile Muâviye arasında rey ve icti- hadca zuhûra gelen ayrılığı fırsat bilerek bir gün ibn-i Sebe, Ebû Zerr Hazretlerinin yanına gelip “Muâviye’ye teaccüb etmezmisin. Mâlullah diyor, fil-vâkî her şey Al lah’ındır. Lâkin mâl-i müslimîn tâbiri ma’ruf iken onu tağyir etmesi müslümanların evvelâ isimlerini, sonra da kendilerini aradan çıkarıp da müslümanların beytü’l- mâlini benimsemek mânâlarını ibhâm ediyor” demiş, onun üzerine Ebû Zerr nezd-i Muâviye’ye gidip: “Em- vâl-i müslimîne emvâlullah tesmiye etmene sebeb, ne-

