Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ebû Zerr el-Gıfârî'nin Ahvâli / 103 dir?” deyince Muâviye, “Yâ Ebâ Zerrl Mal Allahın malı, biz de Allah’ın kulları değil miyiz?” demiş ise de Ebû Zerr bu te’vili kabûl etmeyerek ona ıtâb etmekle Muâvi ye bundan sonra “Mâl-i müslîmin derim” diyerek yaka sını kurtardı. İbn-i Sebe ondan sonra ümmetin hakîmi olan Dı- maşk’ın fukahasından bulunan Ebû’d-Derdâ ve kezâ fukahadan olan Ubâde bin Sâmit el-Ensârî -radıyallahu anhüma- Hazretlerine gidip onlara dahi Ebû Zerr’e söy lediğini söylemişse de Ebû’d-Derdâ hiç yüz vermemiş, Ubâde bin Sâmit ise onu tutup Muâviye’ye getirerek “Ebû Zerr’i sana musallat eden işte budur” demişti. Ondan sonra İbn-i Sebe Şam’dan dahi tardolun- makla azîmet eylemiş ve Ümm-i dünyâ tesmiye olunan Mısır Kahire’den bir fitne çıkarmak üzere Basra’da ve Kûfe’de edindiği yaranlyle muhabereye başlamıştı. Ebû Zerr el-Gıfârî’nin Ahvâli Ebû Zerr Hazretleri ibtidâ îman edenlerin beşincisi dir. Lâkin müslüman olduktan sonra Mekke’de durma yıp kabilesine gitmiş ve Hicret-i Nebevî’den sonra Me- dîne-i Münevvere’ye hicret eylemişdlr. Rasûl-i Ekrem - sallallahu aleyhi ve sellem- onun hakkında: “Dünyâya Ebû Zerr’den ziyâde lehçesi sâdık adam gelmedi" diye buyurmuştur. Senelik dörtyüz altına bâliğ olan atıyyesinin nafa- ka-i yevmiyesinden fazlasını tasadduk edip yanında bir altın bile alıkoymazdı. Bu sebeble nâs arasında muhte rem bir zât idi. Lâkin şiddet-i zühd ü takvası hasebiyle

