Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
İbn Sebe'nin Zuhuru / 101 Kibar-ı Ashâb-ı Kirâm’dan Talha ve Abdurrahman bin Avf -radıyallahu anhüma- gibi nice zengin zâtlar vardı. Tarîk-ı zühd ü verâı ihtiyâr edenler onlara ta’n et mezlerdi. Abdullah bin Ömer -radıyallahu anhüma- zekâtı ve rilen mal, yer altında medfûn olsa bile kenz ve iddihâr edilmiş değildir. Zekâtı verilmeyen mal ise yeryüzünde olsa dahi kenzdir, derdi. Hazreti Ali -kerremallahu vecheh- dörtyüz dirheme kadar mal nafakadır. Ondan fazlası kenzdir, demiş ise de onun bu sözü meslek-i zühd ü takvadır. Ebû Zerr el-Gıfârî Hazretleri ise o âyet-i kerîmenin zâhiriyle amel eder ve bir günlük nafakadan ziyâde mal iddihârını tecvîz etmeyip fazlasının Allah yolunda sarf olunmasını va’z u nasîhat eylerdi. Elhâsıl Ebû Zerr el-Gıfârî Hazretleri fevkalâde zühd ü vera’ ve takvâ yoluna gider ve nâsı da şiddetli lisânla böyle şiddetli umura sevkederdi. Halbuki Hazret-i Ömer -radıyallahu anh- zamanında zuhur eden aralıksız fütu- hât ve ticâret yollarının açılmasıyla millet-i islâmiyye birden bire servet ve zenginliğe nâil oldu. Hazret-i Osman zamanında devlet gelirleri çoğaldı. Deniz ticâreti yolu da açıldı ve pek çok emvâl-i ganâim alındı. İnsanlar da nimet ve refâha meyi ettiler. Bu veçhile hasıl olan servet ve medeniyyetin ahvâl-i tabiıyyesinden olduğu üzere günden güne ehl-i servet ço ğalmakta ve Ebû Zerr’in aradığı erbâb-ı takvâ ve kanaat azalmakta idi.

