Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
34 / Hazret-i Osman ------------------------------------------------------------------ ve üzerlerine sükûnet ve vekarı indirdi. Gönüllerini sulha yatıştırdı. Bedel olarak da onlara yakın ve şe refli bir fetih verdi.”19 buyuruyor. İslâm ve Asr-ı Saadet tarihinin mühim bir dönüm noktası olan bu gazânın şerefli adı Hudeybiye, küçük bir kuyunun adıdır. Burası ile Mekke-i Mükerreme ara sı bir günlük mesâfedir. Medîne-i Münevvere ile arası dokuz konaktır. Bu köyün bu adı alması da orada Şecere Mescidi yanında bulunan bir kuyu sebebiyledir. Rasûlullah -sal- lallahu aleyhi ve sellem- ile ashab-ı kirâmın altında bey'at ettikleri bu tarihî ağaç ya sakız ağacı veya mu- ğaylan ağacıdır. Abdullah ibn Muğaffel -radıyallahu anh- der ki, “Bu ağaç eğri büğrü, kanburdu. Bey'at es- nâsında ben Rasûlullah’ın başı ucunda duruyor ve ko ruyordum. Bu eğri ağacın dalı Resûl-i Ekrem’e dokun duğundan onu kaldırıyordum.” Bir kavle göre Hudeybi ye bu kanbur ağacın adıdır. Ve (ha-dü-be) kelimesinin aslının musaggar sıygasıdır. Hadep kanbur mânâsın- dadır. Ağacın kendisi ise bir İlâhî hikmet olarak unutturul- muştur. Hattâ ertesi sene Umretü’l-kazâ için Hudeybi- ye'ye gelindiğinde hangi ağaç olduğu ta’yin edileme miştir. Gizlenmesindeki hikmet sebebi de ümmeti bir fit neden esirgemektir. Çünkü geçmiş ümmetlerin tarihin- irtihall Amvas vebâsında hicretin 18. yılında vukû', bulmuşdur. Kureyş içinde savm u salât ve sadaka ve emr-i âhirete dâir mühim olan şeylere ikbal cihetinden bu zâtları ziyâdesi yokdur. Kesret-i mücâhede ile yoğrulmuş ve kesret-i bükâ ile rakıyku’l- kalb, olmuştu. (el-Hakayık, 92.) 19. el-Feth. 18

