Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
104 / Hazret-i Osman nâsı tahammül edemiyecekleri şiddetli ve zor işlere sevkederdi. Muâviye, Ebû Zerr’i mahcûb ve mülzem etmek üzere bir gece ona bir adamıyle bin altın göndermiş, o dahi o gece uykusunu ve rahatını terkederek bu altınla rı fukaraya tasadduk etmiş, ertesi gün Muâviye’nin gön dermesiyle o adam sabahleyin Ebû Zerr’e gitmiş: “Aman beni Muâviye’nin azabından kurtar, o beni baş ka yere göndermiş, ben yanlışlıkla sana gelip altınları verdim” demiş. Ebû Zerr, “Oğulcuğum o altınlar gecele yin fukaraya taksîm olundu. Bir tanesi sabaha kalmadı. Sen bir gün mühlet al da o mikdar altın tedarik edivere- lim” diye mâzeret beyân eylemiş. Muâviye görmüş ki, Ebû Zerr’in fiili kavlini tasdik ediyor. Bir diyecek yok, lâ kin susdurulması mümkün değil. Şam'da idâresi de müşkil, nâçar onun ahvalinden Hazret-i Osman'a şikâ yet ederek o da Ebû Zerr’i Medine’ye dâvet eylemiş. Emîrü’l-mümin'înin emri üzere Ebû Zerr, Medine’ye azimet eyledi. Halbuki Medine evvelki Medine değildi. Çünkü Memâlik-i İslâmiyye bir tarafdan nehr-i Cey hun’a ve Demirkapıya ve diğer tarafdan Nobe diyârına ve Sebte Boğazına kadar uzanmış ve vâridat çoğalmış tı. Emvâl-i ganâimden dahi Medine’ye külli meblâğ gel di, hazîne doldu. Hazret-İ Osman bol bol atıyyeler ihsan etmeğe başladı. Medine’de servet çoğaldı. Dörtyüzbin dirheme bir bahçe ve yüzbin dirheme bir at alınıp satılır oldu. Medine’de yeniden yeniye pek çok binâlar yapılarak bir uçdan Sel’ dağına kadar uzanıp haylice genişledi. Gü zel hânelerle, güzel bahçelerle ortalık cennete döndü.

