Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mühim Bir Hâdise / 101 benim sebebimle vâdi dolmuş ve nâdi müctemi' olmuş. Yani meclis ve divan kurulmuş, artık müslimînden bir ferde fenâlık edene merhabâ yok. Gönülde belâm var; lâkin Rabbime mülâki oluncaya kadar ağzımı açmam. Dâvâyı huzûr-ı Bârî’de görürüm. Yarın sabah sizin ce maatinize giderim ve sâhibinize bey’at eylerim. Tâ ki, hüküm ve kader yerini bula. Allah her şeye şâhiddir.” Ebû Ubeyde Hazretleri, bunun üzerine avdetle Ebû Bekir ve Ömer’in yanına geldi ve: - Acı, tatlı ne işitti isem cümlesini onlara söyledim ve yarın Ali de gelecektir, diye haber verdi. Ertesi gün Ali, Mescid-i Şerife geldi, cemaati yarıp geçerek Ebû Bekr'in yanına vardı, bey’at eyledi. Güzel söyledi, vekâr ile oturdu. O zaman Ebû Bekir Sıddîk Hazretleri, Hazreti Ali'ye hitâben: - “Sen bizce azîz ve keremsin! Hâl-i gazapta Al- lah'dan korkarsın. Hal-ı rızâ'da dahi recâ eylersin. Ne mutlu o kimseye ki, Allah'ın İhsan eylediği fazi ile iktifâ eyler. Ben emârete rağıp değil idim. Sırran ve alenen Allah'dan onu istemedim lâkin fitne zuhûr eder diye havf ve dehşet gelipte nâçâr kabul ettim. Emârette ra hatım yok. Meğer Allah kuvvet vere. Benim sırtıma yük letilen ağır yükü Allah senin arkandan indirdi. Biz sana muhtacız. Senin fazlını biliriz. Her halde Allah’a râgı- bız”demişti. Hazreti Ali ve Zübeyr -radıyallahu anhüma- dahi hi lafete “Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ın cümleden ehakk olduğunu" ikrar ile beraber meşveretten hâriç bırakıl dıkları cihetle mütessir olarak bey’atte teehhür eyledik-

