Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mühim Bir Hâdise / 99 unutturacak ve bu sözleri mütâlaaya meydan vermeye cek haller zuhûra gelir. Ebû Bekir Sıddîk -radıyallahu anh- dâima Resûl-i Ekrem’in süveyday-i kalbi, mahrem-i esrarı, şerik-i ah- zân ve ekdârı, makbûl ve manzûru idi. Bu da bilcümle muhâcirîn ve ensarın huzurunda olup şöhreti delâletten müstağnidir. Allah için doğrusunu söyleyeyim. Sen karâbetçe Rasûlullah’a daha yakınsın. Lâkin Ebû Bekir mertebe ce daha yakındır. Karâbet, et ile kandır. Mertebece kurb ise ruh ile nefistir. Bu ise büyük bir farkdır. Müminler onu bilerek bu babda müttefik olmuşlardır. Onda şüphe edersen bunda şüphe etme ki, Allah’ın eli cemâat ile rı zası tâat iledir. İmdi sana bugün hayırlı ve yarın fâideli olan hâle duhûl et. Boğazından işleyen şeyi çıkar, at! Eğer ömür uzun ve ecel müsaid olursa onu ister istemez yiyecek sin ve hoş-nâhoş içeceksin. Amma öyle bir vakitte ye yip içeceksin ki, sana husûsiyeti olanlardan başka sö zünü reddeden olmayacak ve senin kanatlarının ucunu keserek ve senin meslekini takip ederek sana tama' edenlerden başka tâbi olan bulunmayacak. O halde ebâ ettiğin kâse ile sakyolunmayı yani suvarılmayı ve içinden çıkmak istediğin hâle iade kılınmayı temenni edeceksin. Bizim hakkımızda ve senin hakkında Cenab-ı Hakk’ın bir sırrı ve hikmeti vardır ki, ferahlı ve kederli vakitlerde avn ve inayet ancak ondan ümid edilir. “Allah Veliyy ü Hamid u Gafûr u Vedûd’dur."

