Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
98 / Hazret-i Ebû Bekir - Allah hakkı için öyle değil. Öyle olsa hangi atlı ve piyade, hangi kargı ve kılıç, nasıl kuvvet ile hangi mü himmat, el ve şiddet ile, hangi kabile ve nasıl vesile ile yaptı. - Doğrusu Ebû Bekir ma’lûm olduğu üzere aziz ve âlicenab bir zattır. O hilâfete kuvvet ve diğer sûret ile nâil olmadı. Vallahi o nazlandı hilâfet ona meftûn oldu. O çekindi, hilâfet ona sarıldı. Bu bir atıyye ve inâyettir ki, Cenâb-ı Hak ona ihsan buyurdu. Ve bir ni’mettir ki, Allah şükrünü ona vâcib kıldı. Onun emaretiyle bu üm met dahi Allah’ın lütfuna mazhar oldu. - Rasûlüllah’ın eyyâm-ı saadetinde dahî bu hümây- ı saadet onun başında dolaştı. Lâkin o buna iltifat et mez ve vaktini" göstermezdi. Allah Teâlâ mahlûkatını a’lem ve kurallarına erhamdır, haklarında hayırlısını ih tiyar eyler. ■ - Senin de beyt-i nübüvvet ve risâlette kehf-i hik mette makâmin meçhul değildir. - Yâ Ali! Allah’ın sana verdiği ilimde hakkın inkâr olunmaz. Lâkin senin omuzundan büyük omuzla ve se nin karabetinden daha ziyâde kurb ile ve senin sinnin- den âli sinn ile ve zaman-ı câhiliyette, İslâm ve şeriat- te nasibin olmayan ve adın yâd olunmayan vak’alarda siyâdet ve riyâsetle sana müzâhim olan var. . Etrafındakilerin yâni Zübeyr ve rüfekâsından gü- mürdenmelerini dinlemekte kendini mâzur görür isen Ebû Bekir'den mektûm tutmayacağımız, mülayim söz lerimi işittiğinde bizi mâzur tut. Ve eğer onların sözleri ne bakıp duracak olur isen ale'ttahkik sana o sözleri

