Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
200 / Hazret-i Ebû Bekir Sühûlet: Kolaylık Süveyda: Kalbin ortasında bu lunulduğu sanılan kara benek Şâfi-i zünûb: Günahı, suçu af fetme. Şâfi’: Şefaat eden. Şekk: Şübhe, zan, tereddüt. Şakketmek: Yarmak, çatla mak, yırtmak Şayi’: Duyulmüş, herkesçe bi linmiş. Şefîk: Şefkatli, merhametli, acıyıcı, esirgeyici. Şekavet: Betbahtlık, bahtıka- ralık, eşkiyalık, haydutluk Şemail: Huylar, tabiatlar, ahlâklar. Şerait: Şartlar. Şerefyâb-ı İslâm: İslâmla şe ref bulan. Şerik: Ortak. Şerik-i ahzân: Keder ve sıkın tıları paylaşan Şerir: Kötü, kötülük işleyen, hayırsız, Şikak: Uyuşmazlık, anlaşmaz lık, bozuşma. Şûle: Alev, ateş, ışık. Şümul: içine alma, kaplama, alt olma. Şürû’: Başlama. Ta’zim: Büyükleme, büyük sayma, saygı gösterme. Ta’ziyet: Başsağlığı dileme. Taallukat: Hısımlar, akraba. Taam: Yemek, aş. Taarruz: İlişme, sataşma, düş mana saldırma. Taazzum: Büyüklük satma, ki birlenme Taharri: Arama, araştırma, araştırılma Tahiyyât: Selamlar, hayır du alar. Tahkik: Doğru olup olmadığını araştırma. Tahrik: Kımıldatma, oynatma, harekete geçirme. Tahsin: Güzel bulup takdir et me, beğenme Tahzir: Sakındırma, menetme, hazırlama. Takaddüm: Önce gelme, ileri geçme, ileride bulunma. Takdim: Öne geçirme, öne al ma, ileriye sürme. Takîyy: Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı. Takrir: Yerleştirme, anlatma, anlatış, sağlamlaştırma. Takva: Allah'dan korkma, Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma.

