Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Lügatçe / 199 Sâbikun-i evvelûn: İlk defa müslûman olanlar. (İlk müslüman olan 40 kişi) Sadâ: Ses,yankı. Sadâkat: Dostluk, içten bağlı lık. Sadây-ı tanın - endâzi: Çınla yan, tınlayan ses. Sadme: Çarpma, tokuşma, çatma Safvet: Saflık, halislik, temizlik, paklık, anlık. Sahâ’: Cömertlik. Sahî: Cömert, eliaçık. Sahi: Hata işleyen, yanılan. Sâhibülvech: Güzel yüzlü Saika: Sevkeden, sürükleyen, götüren, hal, sebeb. Sâim: Oruç tutan, oruçlu. Sânî: İkinci. . Sarahaten: Açıkça, açıktan açığa, açık olarak. Sarih: Açık, meydanda, belli. Savlet: Şiddetli hücum, saldır ma. Savt-ı bâlâ: Yüksek ses Sayha: Bağırma, nara atma Sebât: Yerinde durma, kararın dan vazgeçmeme. Sebb: Sövme, sövüp sayma Sefâhat: Zevk ve eğlenceye aşırı derece düşkünlük Sehây-ı pesendîde: Beğenil miş, seçilmiş zeka Sehv: Yanılma, yanlış, hata. Selb: Kapma, zorla alma, kal dırma, giderme. Semere: Fayda, verim. Semere-i hikmet: Bilginin fay dası, verimi. Senâ: Övme, övüş Sermedi saadet: Daimi, sü rekli saâdet Serv-i âzâd: Çok uzayan düz bir selvi. Setr: Örtme, kapama, gizleme. Seyyiât: Fenalıklar, kötülükler, suçlar, günahlar. Sıddîk: Pek doğru, sözünün eri Sîmâ: Yüz, çehre, beniz. Sinnen: Yaşça, yaş bakımın dan Siyâdet: Efendilik, Hz. Mu hammed (s.a.v.) soyun dan olma hali. Suâl: Soru sorma, soruşturma, sorulan şey. . Sudur: Göğüsler, meydana çıkma, olma. . Su-i kasd: Kötü niyet taşıma, cana kıymaya hazırlan ma Sukut: Düşme, aşağı inme. Sun’î: Yapma, takma. Sürür: Sevinç, neşe Sübhanellah: Allah’ı her türlü kusur, ayıp ve eksiklikler den tenzih ederim mana- sındadır.

