Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Lügatçe / 193 Lâhik: Yetişen, ulaşan, ekle nen. . Lâhza: An, kısa sûre Lâyemût: Ölmez, ölümsüz. Levâzım-ı seferiyye: Yolculuk veya savaş gereçleri, ih tiyaçları Levm: Çekiştirme, paylama, başa kakma. Levn: Renk, nevi, çeşit. Ma’lûm: Bilinen, belli. Ma’rûf: Herkesçe bilinen, ta nınmış, belli. Mâ-adâ: ...den başka. Mağrib: Batı. Mahâsin~i ahlak: Ahlak, huy güzellikleri. Mahbûb: Sevilmiş, sevilen, sevgili. Mahdûm: Oğul, evlât, hizmet edilmiş. . Mahfuz: Hıfzolunmuş, saklan mış, korunmuş. Mâh-ı mühir: Ay aydınlığı, ay dınlatması, ay parlaklığı Mahrem-i esrar: Kendisine sır söylenen kimse. Mahzûn: Hüzünlü, tasalı, kay gılı. Mâil: Bir yana eğilmiş, eğik, eğri, hevesli, istekli. Maiyyet-i seniyye: Padişahın yanında bulunan kimse Makber: Mezar, mezarlık. Maksûd: Kasdolunan, istenilen Şey- Maksûm: Taksim edilmiş, ayrıl mış, bölünmüş. Mâlûmat-ı nâfia: Faydalı bilgi ler. Manzûr: Nazar olunan, bakı lan, bakılmış. Mâ-sadak: Tasdik edilen, olu nan husus, tıpkı. Mâsiyet: Asilik, isyan, günah. Masûniyyet: Muhafaza altına alınma, korunma. Matlûb: Talebedilen, istenilen. Mazarrat: Zarar, ziyan, zarar verme , Mazhar: Nail olma, şereflen me. Mazmûm: İlave olunmuş. Me’mul: Emel edinilen, ümit . olunan, beklenilen. Me’mûr: Emir almış, bir işle vazifelendirilen kimse.. Me’zun: İzinli, izin almış. Meâb: Geri dönülecek yer, sı . ğınılacak yer. Meâd: Âhiret. Mebde’: Evvel, başlangıç, ilk unsur, prensib. Meblağ: Para, akçe.

