Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
192/ Hazret-i Ebû Bekir İtham: Birine bir kabahat yük leme. İtimat: Dayanma, güvenme, emniyet, güven. İtmînân: Emin olma, kafi ola rak bilme. İttihâz: Edinme, edinilme, ka bul etme, itibar etme. İttikâ: Sakınma, çekinme, Al- ■ lah (c.c.)'tan korkma. İttisal: Bitişme, ulaşma. İyal: Aile, geçindirmek zorunda olduğu kimseler. İzhâr: Gösterme, meydana , çıkma İzhâr-ı kin: Kini ortaya çıkar ma. Kâdî: Yapan, yerine getiren. Kadîm: Eskilik, başlangıcı ol mayacak kadar eskilik. Kâffe: Hep, bütün, cümle Kâfi: Elveren, yetişen, yeter, yetecek Kaht-ı hikmet: Bilgi yokluğu. Kâil: Söyleyen, diyen. Kârin-i çansiper: Yakın koru ma, müdafa etmek Kasem: Yemin, and. Kat-i emir: Kesin emir. Kati: Öldürme, öldürmek. Kavâid: Kaideler, usuller. Kavî: Kuvvetli, güçlü. Kavl-i bâtıl: Boş söz Kayd-ı esaret: Esâret bağı Kemal-ı telaş: Çok telaşlı, tam telaş hali. Kemal-i himmet: Tam, eksik siz gayret etme, çalış ma. Kemankeş: Keman, yay çe ken, ok atan Keremkâne: Elaçıklığı, cö mertlik, kerem sahibine yakışan Kesb-i şiddet: Şiddet kazan ma. Kesret: Çokluk, bolluk, ziyade lik. Ketm: Bir sözü,bir haberi, bir sırrı saklama, gizli tutma. Kıraat: Okuma, okuyuş. Kıyâm: Kalkma, ayağa kalk ma, bir işe başlama, ölümden sonra dirilip ayağa kalkma. Kıylü kal: Değeri olmayan, ko nuşulan söz. Kıymet-i hakiki: Hakiki kıyme ti, değeri Kisve: Elbise, hususi kıyafet. Kizb: Yalan Kûşe-i uziet: Bir köşeye, bir yana çekilip tenbel ya şam Kuvve-i İslâmiye: İslâm gücü. Kübrâ: Büyük olan. Küffâr: Kafirler, hak dini inkar edenler.

