Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Lügatçe / 1 89 Hacet: İhtiyaç, lüzum, gereklik, muhtaçlık. Hâcib: Kapıcı, perdeci. Hadîka: Ağaçlı, suyu çok bah çe, bostan. Hâfız: Hıfzeden, saklayan, ko ruyan, ezberleyen. Hâiz: Malik, sahip, taşıyan. Hakmûtâ: Hakka itaat etme, boyun eğme. Halâs: Kurtulma, kurtuluş. Hâtât: Haller, keyfiyetler, nite likler. Halecân-ı kalb: Yürek çarpıntı sı. Halef: Babadan sonra kalan oğul, memurlukta birin den sonra gelip onun ye rine geçen kimse. Halet: Hal, keyfiyet, nitelik Hâlık: Yaratan, yoktan vare- den, yaratıcı, Allah. Hal-i sabâvet: Sabiiik, çocuk luk hali Hail: Çözme, karar verip neti ceye varma. Hâmi: Himaye eden, koruyan, sahip çıkan, gözeten. Hâmil: Taşıyan, sahip, malik. Hamse: Beş Hârikülâde: Âdetin üstünde haricinde. Hasbetenlîllah: Allah rızası için. Hâsıl olmak: Peyda olmak, üreme, türeme. Hasse: Bir şeye mahsus olan kuvvet ve hal, duygu. Haşyet: Korku, korkma. Hâtemünnebiyyîn: Son Pey gamber. Hatt-ı hareket: Davranış, dav ranma yolu. Havâss-ı hamse: Beş duyu Hâvî: İhtiva eden, içine alan, kaplayan, toplayan. Haybet: Mahrum olma, mah rumluk. Hayırhah: Herkesin iyiliğini is teyen, iyilik sever. Hayme: Çadır. Hayy: Allah’ın adlarından, diri, canlı. Hazar ve sefer: Barış ve sa vaş zamanı. Hedm: Yıkma, harab etme. Heves: Arzu, istek. Heveskâr: İstekli, arzulu, he vesli. Heyûlâ: Zihinde tasarlanan, ehemmiyetsiz, küçük şey Hısâl-ı hamîde: Övülen, beğe nilen, huylar, tabiatlar. Hiffet: Hafiflik. Hilâf: Karşı, zıd, yalan. Hitâm: Son, nihayet, bitme, tü kenme.

