Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Lügatçe / 187 Cebbar: Zorlayıcı, zorba, kuv vet ve kudret sahibi, Al lah (c.c.)'nün bir ismi. Cebel: Dağ. Cefâ: Eziyet, incitme. Celâdet: Kahramanlık, yiğitlik. Celb: Çekme, çekiş, kendine çekme, yazı ile çağırma. Celîl: Büyük, ulu. Cem’: Toplama, yığma. Cevr: Haksızlık, ezâ, cefâ, ezi yet, zulum. Ceyş: Asker, ordu. Cezîre: Ada. Cihet: Yön, taraf. Cinân: Cennetler, bahçeler. Cülus: Oturma, tahta çıkma. Cünûd: Askerler, ordular. Çâlâk: Çevik, tez canlı. Çeşm: Göz. Dalâlet: Doğru yoldan sapma. Dâr: Yer, ev, yurt. Darb: Döğme, vurma. Def’: Öteye itme, verme, öde me, ortadan kaldırma, gi derme. Denî: Alçak, rezil, soysuz. Dereke: Aşağı en aşağı dere ce. Dermiyan: Ortada, arada. Devâ-i kulûb: Kalbin ilacı. Devlet-i câbire: Baskıcı, zorla yıcı devlet, Dîde: Göz, görmüş, görülmüş. Diyanetperver: Dini koruyan, din sever, dindar. Diyar: Memleket. Duhûl: İçeri veya, içine girme. Ebnâ-yi cins: İnsanlar Edâ: Borç veya borç gibi olan herhangi bir şeyi ödeme, yerine getirme. Efzûn: Fazla, çok, yukarı. Ehakk: Daha lâyık, müstahak. Ehl-i zimmet: Bir İslâm devle tinin himaye ve tâbiiye tinde (uyruğunda) olan hıristiyanlar. Ekdâr: Keder, gam ve tasalar. Ekser: En çok, daha ziyade. Elfâz: Kelimeler, sözler. Emaret: Emirlik, beylik, prens lik. Emân: Eminlik, korkusuzluk, yardım dileme. Emn u eman: Tam güvenlik, içinde olma. Emvâl: Mülkler, para ile alınan şeyler. Ensâb: Soylar, baba tarafın dan hısımlar. . Envâ’: Çeşitler, türlüler. Erbâb-ı din: Dine hizmet eden

