Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
______________________________________ iyilik Anlayışı / 127 - Sana veresiye veririm, dedi. Hazret-i Ali: - Kaça veriyorsun? buyurdu. O şahıs: - Yüz akçeye veririm, dedi. Hazret-i Ali: - Kabul ettim, dedi. O şahıs da: - Peki ben de kabul ettim, dedi. Deveyi, Hazret-i Ali’ye teslim etti. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- deveyi almış, biraz gitmişti. Bir adama rastladı. Hazret-i Aii’ye: - Bu deveyi bana satar mısın? dedi. Hazret-i Ali: - Evet satarım, buyurdu. O kimse: - Üç yüz akçeye bana verir misin? dedi. Hazret-i Ali: - Olur veririm dedi. Deveyi o şahsa sattı. Üçyüz akçeyi peşin alınca doğru çarşıya vardı. Yiyecek ve meyveler aldı. Evine gi rince çocuklar sevindiler. Babalarının getirdiği yiyecek ve meyveleri yemeğe koyuldular. Fâtımatü’z-Zehrâ -ra- dıyallahu anha- Hazret-i Ali -radıyallahu anh-’dan bu yi yecekleri nereden aldığını sordu. Hazreti-i Ali meseleyi anlattı. Yemeklerini yiyip Allah Teâlâ’ya hamd ü senâ ettikten sonra Hazret-i Ali, Hazret-i Fâtıma’ya: - “Ben, Resûl-i Ekrem’in sohbetine gidiyorum" diye rek evden çıktı. Yolda Resûl-i Ekrem’e yanında ashâb- ı kirâm oldukları halde rastladı. Meğer Resûl-i Ekrem Hazretleri, Hazret-i Ali ve Fatıma’yı görmeye geliyorlar- mış. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-;

