Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
128/ Hazret-i Ali - “Yâ Alt! Deveyi kimden alıp, kime sattın?” buyur du. Hazret-i Ali -radıyallahu anh-: - Allah ve Resûlü bilir, dedi. Resûl-i Ekrem: - 'Yâ Ali! Sana deveyi satan Cebrâil aleyhisselâm, satın alan da İsrâfil -aleyhisselam- idi. Deve de Cennet develerinden idi. O müslümanı sıkıntıdan kurtardığın için Hak Teâlâ dünyada bire elli verdi. Âhirette verece ğinin hesabını ise kendisinden başka kimse bilmez" bu yurdu. Hazret-î Ali’de Zühd ** Sakîf kabilesinden bir zatın anlattığına göre Haz ret-i Ali, kendisini Ukberâ’ya vâli tayin etmiş ve: - Irak, müslümanların az bulunduğu bir ülkedir. Bu gün öğlene doğru bana gel de görüşelim, demişti. Ada mın ifadesine göre: Yanına vardım. Muhafızı yoktu, oturuyordu. Yanın da bir kap ve su dolu bir bardak vardı. Bir torba getir melerini emretti. Ben kendi kendime “Torbanın içinde ne var bilmiyorum ama herhalde bana güvendi ve mü cevher verecek” diye düşündüm. Torbanın ağzı bağlıy dı, bağı çözdü. Bir de ne göreyim! Torbanın İçi unla do lu! Ondan bir miktar un çıkarıp yanındaki kaba koydu, üzerine de su döktü. Sonra karıştırıp kendi içti, bana da içirdi. Ben kendimi tutamayıp: - “Yâ Emîre’l-mü’minîn, Irak’ta bir çok lezzetli ye mekler varken sen bu yemeği mi yiyorsun?” deyince şu

