Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
104 / Hazret-Î Ali nereden bilecek? Hakkın üzerinde nişaneler yok ki ona bakarak sıdkın her türlüsünü kizbin her türlüsünden ayırmak mümkün olabilsin. Şimdi sen mutlaka iki zümreden birisin: Ya hak yo lunda bezl-i gayret eden gönlü ganî bir adamsın. O hal de neye vâcib olan bir hakkı ödemekden yahud kerîmâ- ne bir harekette bulunmaktan çekinip saklanırsın? Ya hud öyle değilsin de buhle mübtela bir adamsın. Bu ih timâle göre de halk ihsanından ümidlerini kestikleri gibi istemekten o kadar çabuk vazgeçer ki!.. Bununla bera ber raıyye tarafından sana arzedilecek hâcâtın çoğu ya bir zulümden şikâyet, ya bir muamelede adi talebi gibi senin yardımını isteyecek şeylerdir. Sonra vâlinin havâssı, mukarrebîni vardır ki, bunla rın iltiması, teaddisi, muamelâtta insafsızlığı görülür. Sen onların zararını bu gibi ahvâlin esbâbını kaldırmak sûretiyle kes! Etrafındakilerden, hâssandan, akraban dan hiçbirine kat’ıyyen toprak verme. Ve bunlardan hiç biri senden cesâret alıp da su veyahud müşterek diğer bir iş tutarak etrafındakileri mutazarrır edecek ve zah meti başkalarına yükleyecek surette zahîre iddiharına yani ihtikâra kat’ıyyen tama' etmesin. Çünkü bunun kâ rı senin değil onun, ân ise dünyada da ahırette de şe nindir. Sonra - sana yakın veya uzak- herkesi hakkı kabû- le mecbur et. Ve hâvâss u mukarrebîn için her neye mal olursa olsun bu hususta sebat ve dikkat göster. Nefsine ağır gelecek olan bu hareketin sonunu gözet. Çünkü sonu hayırdır. Şâyed raıyyede senin zulmettiğin zannı hasıl ol-

