Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
HULÛSÎ DİVÂNI lerde İslâmî esasların ve tasavvuf! ahlâkın yaşanması nokta sında etkili olmuş ve birçok insanın kemâle ermesine vesi le olmuştur. Şeyh Mustafa Efendi bir yandan camilerde görevlerde bulunuyor bir yandan da kayınpederi H. Mehmet Hoca’nın ders verdiği Yenice Mahallesi’ndeki medresede müderrislik yapıyordu. Vaaz ve sohbetleri Yahyalı halkı tarafından ilgiy le takip ediliyordu. Bütün bunların yanı sıra Erbillİ Es’ad Efendi’den aldı ğı Nakşi ve Kadiri icazetnamesiyle hususi sohbetlerde ihva nın eğitimiyle meşgul oluyordu. Sohbetlerinde aşk ve mu habbetten insanlar kendinden geçiyor, ötelerden gelen fü- yuzatla gönüller gülzâr oluyordu. İşte böyle bir sohbet es nasında, evdeki sohbetten haberdâr olan İpsiz Ahmet isim li bir kişi onların bu durumunu çekemez ve huzurlarını bozmak ister. Kendi kendine, "Gideyim şunları jandarmaya şikayet edeyim, alıp götürsünler.” der. Fakat; “Yahu bunlar benim komşularım. Şimdi bunları benim şikayet ettiğim duyulursa komşuların yüzüne nasıl bakarım.” diye düşü nür. Ama yine de onların huzurunu bozmakta kararlıdır. “En azından cama bir taş atıp şunları korkutayım.” der ve taş atıp saklanır. Sonra içine bir pişmanlık gelir. Özür dile mek için kapıya kadar varır fakat girip girmemekte karar sızdır. İçerideyse Şeyh Mustafa Efendi durumdan manen haberdârdır; “Ahmet kapıda, içeri buyur edin.” der. Onla rın bu tutumu karşısında çok müteessir olan İpsiz Ahmet tövbe edip ihvanın arasına girer. Artık “İpsiz” Ahmet, “İpek Ahmet” olmuştur.32 32. Necmeddin Dinç, a.g.t, s. 14-15. Misafirlerinden birisi Şeyh Mustafa Efehdi’ye intisab et- 22

