Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
24 hepsine mazhar Resûlullâh’ın (sav) aklı) diye dört kısma ayırır. Yusuf bin Hüseyn El Razi (ks): “Aklın bâtını, sırrını gizlemektir. Aklın zâhiri, Sünnet-i Seniyye’ye uymaktır.” Celâleddin El Suyûtî (ra) aklın çeşitlerini şu şekilde sıralar: “Cümlede olan akıl; kâfir ve mü’minde de olur. Bu doğuştan gelen akıldır. Aklı erenlerle kurulan münâsebetle elde edilen akıl. Bu îmanla elde edilen akıldır. Nebîlere mahsus olan akıl. Efendimiz’e (sav) mahsus olan akıl. Nebevî akıldan istifâde eden zâhidlere verilen akıl.” Kâmil akıl; güzel ve çirkini, cemâl ve celâli birbirinden ayıran akıldır. Hz. Âişe (r.anhâ)’nın rivâyet ettiğine göre Peygamberimiz (sav) “Evin dayanağı, temelidir. Dînin temeli de Allah Teâlâ’yı bilmektir. Yakînî bilginin temeli ise el aklu’l kami’dir” buyurdu. Sonra “anam babam sana fedâ olsun, el aklu’l kami’ ne demektir?” diye sordum. “Allâh’a isyandan sakinmak ve itâate gayret etmektir” buyurdu. Ali (ra), aklı çok olanın kelâmı azalır, der. Kâmil akıl, Hakk Teâlâ’nın hitâbını akleder. Râzı olduğu şeyleri bilir. Dünyâsını da âhi- retini de dînimizin esaslarına göre ayarlar. İbnü Ataullah El İskenderi (ra): Akıllı kimse şehevî, hayvânî duygusuna sâhip, gazabını yenen, boş sözden uzak olan; bu üç vasfı kendisinde bulundurandır. Anlamak ve düşünmek aklın vazgeçilmez özellikle- rindendir. “Şüphesiz ki, bu söylenende, kalbi olan yâ- hud hazır bulunup kulak veren kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.”2 Gâfil olmayana, bir an Allah Teâlâ’dan ayrı kalmayana öğüt vardır bu Kitâb-ı Kerîm’de. Anlayan ve tefekküre dalan akıl, Aklü’l-ikal, Âlem-i lâhût ile (İlâhî âlemle) alâkalı olan akıldır. Akl-ı evvel, Ceberût âlemiyle 2 Kâf, 50/37.

