Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
22 Akıl, bir şeyin hakîkatini idrâk etme, anlamadır. Akıl kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de fiil olarak kırk dokuz yerde ge- çer. Ali (ra): Akıl, Rahmân’a kulluk, rûha güç ve kuvvettir. İmâm-ı Gazâlî (ra): Akıl, insanı hayvandan ayıran bir özel- liktir. İmam Fahreddin Er Râzî (ra): Akıl, eşyânın sıfatının noksan, kâmil; kötü ve iyi olmasını bilmektir. Câfer-i Sâdık (ks) İmâm-ı Âzam’a (ra) akıldan suâl eder. Hz. İmam “hayrı şerden ayırmaktır” der. Câfer-i Sâdık “bunu bir at da bilir” der. “Sâhibinin ot mu kırbaç mı getireceğini anlar. Akıl, iki hayırdan daha hayırlısını almaktır” buyurur. Akıl, anlama âletidir. Her âletin bir göstergesi vardır. Aklın göstergesi, kılavuzu da vahiydir. Âlemin neden te- şekkül ettiğini bilebilir akıl. Ama ne maksatla yaratıldığını Kitâb-ı Kerîm’le bilir. Hayâtın sona ereceğini bilir akıl. Fakat bu hayâtın ötesinde, yaptığımız amellerin karşılığını bula- cağımızı vahiyle anlar. Şeddad b. Evs radıyallâhu anh’den nakledildiğine göre Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini hevâsına tâbî Akıl

