Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
21 “Lâ mekân” âlemi, ehlüllâh için vazgeçilmez bir ger- çektir. Bize gelen bir misâfirin, “bu bedenden nasıl çıkarız” dediği yurttur. Velâyet ölçüsü içerisinde âdetâ bir mi’racdır. Maddesel boyutuyla kendini unutmaktır, kullandığı ilaçla, günlük, haftalık ve aylık hayâl âleminde dolaşmaktır. Bu sarhoşluktur. Bizim anlattığımız, vücûdu burada bırakıp rû- huyla on beş yıl Müşâhede-i Cemâl ile kendinden geçmektir. Tâbîri câizse, ayağı kesik mekân denen âlem-i şühud’dadır. Bunları anlatırken Tahir Hoca’mızın Kapı Camii’nde vâizlik yaparken eliyle “heey” demesidir. Onlar nerde, biz nerde. Dünyâ için düşdük bir derde. Bu konuda dil hâmuş, sus- kun; gönül münâcaattadır. “Ölmeden evvel ölme”.. Ancak kötü ahlâktan güzel ahlâka, ilimde üstün pâyeye, hakkal yakîne erme; şerîat, tarîkat, ma’rifet ve hakîkata ulaşma nîmetiyle mütenâim olanlar anlar bu sırrı. Ölüm tefekkü- rüyle günâhı, zikir ve istiğfarla dili, hasret ve pişmanlıkla hatâyı, cömertlikle eli, nefse muhâlefetle bedeni, helâl taâm ve nâmusu korumakla içi, kanâatkâr ve ümidvâr olmakla gönlü, hayâ ve İlâhî korkuyla rûhu arındırmakla sağlanır asıl vatana hicret. Rahmânî güzellik; yaşadığımız mülkde kötülüğü dev- let olarak elle, ulemâ olarak dille, halk olarak da buğz ile ortadan kaldırarak sağlanır. Ferd olarak İslâmî kimlikle, Ahzab Sûresi’nin 35. âyeti, Mü’minûn Sûresi’nin on âyetiyle, Kur’ân-ı Azîmüşşân’la ahlâklanarak, âile ve cemiyet ve bütün ülke olarak değerleri- mizi savunarak vatanımızı korumak en büyük vazîfemizdir. “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.”

