Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
20 Vatan; yüz ölçümü, sınırları, doğası tabiatı, geçimi, eko- nomik ve sosyal yapısı belirlenen mekândır. Maddî yönle- riyle belirlenen ikamet yeridir. Bu cismimiz için geçerlidir. Rûhumuz için vatan neresidir? Hicr sûresinin 29. âyetine göre, “rûhumuzdan ruh üfledik” buyuruluyor. Ruh arşdan ana karnına, oradan da yeryüzüne inmiştir. Sûfîler buna “hubüt gavsi” derler. İniş mânâsındadır. Rûhun asıl vatanına dönmesini temin için, mürşid-i kâmile mürâcaat edilir. Bedenin gıdâsı yemek içmekse, rûhun gıdâsı da zikir fikir, velhâsıl Cenâb-ı Hakk’a kulluktur. Sanki ruh, kafes- te bir tutsaktır. Hürriyeti, geliş âlemine uçmaktır. Kitâb-ı Kerîm’imiz de buna işâret eder, “Dönüş Allâh’adır.” lafz-ı Celîl’i ile. Rûhun hayâtının Kur’ân-ı Azîmüşşân’la gerçek- leşmesi için Efendimiz (sav) “vatan sevgisi îmandandır”1 buyurmuştur. Mekke’den çıkarken, “içinde doğup büyüdü- ğüm, kudsî emânetlerin bulunduğu muhterem şehirden düşmanlar beni hicrete zorluyor” buyurmuştur. Nasıl beden rûhun vatanıysa, yaratılış amacımızın sırrı da âzâlarımızda gizlidir. Bunun için “mâ hulike leh” tâbîri kullanılmıştır. Vücud organlarını hilâfet, emânet ve esmâ gibi ulvî gâyeler için istimâl etmektir. Bu konuyu tek tek izah yazının hacmine sığmaz. Bizim gibilerin aklı da almaz. 1 Aclunî, Keşfu’l-Hafa, 1102, 1/345. Vatan

