Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Benim vücûdum hicrân cefâsına dayanamaz. Gözüm o kırmızı inciler den kan deryâsına garkolmuştur. Deryâ: vahdettir, dalga; kesrettir. Vahdetten kesret doğuyor. Vahdetin vücûdu var, kesretin vücûdu yok tur. Kesret bir zuhûrdur. Bir anda zâhir olur ve sonra vahdete kalbolu- nur. ‘‘Habs-i hevâda koyma Fuzûlî-sıfat esîr Yâ Rab hidâyet eyle tarîk-i fena bana” Fuzûlî ji '_^ ^ o^*~LÂ*j ^1 «ilil Ey gümüş göğüslü servi, ayağına düşmüşsün; bu yay gibi beli bükül müş olan bu âcize merhamet et. ^ û^ J^İ ji 4/ dl^ ¿¿I fj^ji Eğer beni o tatlı dudak ile okşarsa, bütün bu cihanı şeker gibi tatlı şiirle doldururum. Çin âhûsu, Huten ceylânı nazlı, cilveli yürüyüş ve bakış edâsını senden öğrenmişlerdir. j^li Cf- ¿¿I .xiX^ jjjü Eğer zülfünden ve beninden bahis açılırsa bu nâm ve şânlı bahis mah şer gününe kadar sürer. ' Zira vahdet ve kesret bahsi nâ-mütenâhîdir. 55

