Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Benim hararetli aşkım tefekkür ve murakabeye daldığı zaman dâima zül fünü ve hattını (ayva tüylerini) kıl kıl yâdeder. Zülf, vahdettir, ayrı tasavvur edildiğinde kesrettir. Hat, vahdet üzerindeki kesrettir. Tal’at, dîdâr, yüz, vahdettir. Şarâbın sarhoşu, mesttir. Afyonun sarhoşu, hayrândır. Asıl mânâ: Vahdetten kesreti ve vahdet üzerindeki kesreti aşk ile her- birini ayrı ayrı düşünüyorum. ûbr J*^ ^ i^ öjyl ^ j| -tli' Jj (_Jİ ^ 4j 4^ Jjt Ay» {¿^ y^ Senin kaşının kılıcından canı şehid olmayan bir insanın mihraba tevec cüh etmesinin hiç bir faydası yoktur. Gönlünü hulûs ile senin ay yüzüne karşı tutan zamâne İskender’i olur. Kurbiyet-i Hak ile maddeden sıyrılarak. Meâli: Namaz kılarken senin kaşının kıvrımı (kurbiyet-i Hak) hâtırı- ma geldi. Öyle bir hâl oldu ki mihrâb feryâda başladı. Ayine-i İskender; kalb-i mü’min Câm-ı Cem; kalb-l mü’min. Yedi hattı var, yedi iklim görünür. t İskenderiye feneri, üçgünlük yoldan istikamet verir. İki dudağının konuştuğu mecliste o iki dudak gönlü ölmüş olanlara Isa gibi taze bir hayat verir. 49

