Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Fenâ yolunda o kadar metânetim arttı ki, aşk sofrasında anka bana ğıb- ta etti. “Rahdân-ı gaybem, Öyle ki anka-yı vahşetin Arz-ı refâkat ettiği meşhurdur Şeyh Galib bana" Rahdân: Yol bilen Anka-yı vahşet; Mecnûn’dur. Ankanın ismi var, cismi yoktur. Kaf da ğının arkasında mevhûm varlık Ferâğat timsâlidir. Dünyandan çekilmiş, Mecnûn yola düşmüş, vahdete ermiştir. Aşk yolunda kendimi ifnâ ediyorum demek istiyor. ■^b ^ ûi? ^ js" olîl jiji ^j << csjjj Senin kapına yerleşip oturduğum gün cennet-i a’lânın bütün huzûr (sa- âdet) yataklarını zâhide bağışladım. Dünya meclisinde baş köşeye geçip oturmam. Vahdet evinde bir selâ met köşeciği isterim. Gözüm senin güzelliğine nazar ettiği günden beri gül ve lâlenin güzelli ği bana bir yara gibi gözükmektedir. Gül yaraya, dağlanmış bir bereye benzetilir. Külhanın ortasındaki si yahlığa "dâğ-ı lâle” (lale yarası) denir. “Lalenin yarasından ğayri hiç bir ot, muhabbet diyarında otlamış âhû için makbul değildir. " cjÜI j^- aJ ¿jUİ lijj^^ı 31

