Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ey gençliğin neşelisi, canım ayrılığın ateşiyle yandı., içimden çıkan yanık kebab kokusu alemi tutmuş Ey cömert sevgili, aşığına acı. Dağlanmış yarama merhem koyup bir hayır işle. Sevgilim, gel artık âhımın dumanından olsun çekin de bana acı. Eşsiz güzelliğinin heybeti ay ve güneşi hayrette bırakır. Delikanlım, yedi gezegenden rağbet gördün. Gurbet ülkelerini gezdim, ama senin güzelliğin gibisini görmedim. Güzelliğinin nûrunun ışığı dolunayla (bile) kıyaslanamaz. Ey ayyüzlü, güneş bile ışığını senin yüzünden alır. Dudağınla alış veriş seninle konuşmak için can atarak geldim. Lâkin aşkın benden nasıl ve niçin diye sorma cesaretini aldı. Beni öyle perişan bir hale koydun ki olanlar dile gelmez, Ey ulu kişi lutfunun zerresine esir oldum, (beni) kurtar. Canımı her an ayrılığının potasında eritme. Kimse divane âşığını bir bakışla yakmaz. O merhametsiz sevgilinin yaptıklarını işiten, Şirin’e rahmet okur. Yüzünün yıldırımının ışığı beden köşkünü yıkmış. Şiddetli arzunun ateşinin ışığı, gönül pervanesini yakmış, Göz yaşı damlanın her biri aşk denizi içinde bir kabarcık olmuş. 223

